AKBANK SANAT
Beyoğlu/İstanbul ︎ 2017 ︎ İnşaat alanı: 3085 m2 ︎ Arazi alanı: 330 m2 ︎ Kültür ︎Çiğdem Mahsunlar, Serkan Çakıt, Sibel Özdoğan, Nevzat Sayın

Birbirinden farklı çağdaş/güncel sanat etkinlikleri için kullanılacak bir yapının ayırıcı temel özelliği, servis ve diğer altyapı destekleri iyi çözümlenmiş mekanlarının hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle ilişkilerinde kolaylıkla başka bir duruma geçebilen bir olasılıklar mekanlarına dönüşebilmeleridir.Bu yüzden kesinlikle birbirinden ayrılması gerekenler dışındakiler dönüşüme ve ilişkilendirmeye açık, geçirgen mekanlar olarak
ele alınmıştır. Cadde kotundaki giriş katı etkinlikler için bir resepsiyon holü olmasının yanı sıra aynı zamanda bir sergi katı olarak hemen üzerinde ve galeri boşluklarıyla, birbiriyle ilişkili iki kata doğrudan eklenir ve kolaylıkla ulaşılan zemin altındaki oditoryuma bağlanır.


Eski fotoğraflarda görülen cepheyle şimdiki durum arasındaki fark ortadadır. Yeni cephe önerisinin zemin kotundaki temel kararı farklı bir korumacı anlayışla büyük vitrin anlayışını bir yana bırakmak olmuştur.Diğer- lerinin arasında kaybolmaktan kurtulmak için birinci kattan itibaren varolan pencere boşlukları zemine taşınmış ve caddede 3, sokakta 1 göz tamamen boş bırakılarak yapıya serbestçe girilmesi sağlanmıştır. Korunması gerekencephelerin, bir hissin rekonstrüksiyonu olarak değerlendirilerek korunması ya da yeniden yapılması doğru görünmektedir.İkinci bodrum katın tam kata tamamlanmasının yanı sıra destek birimleri açısından bir üçüncü bodrum katın yapımının da elzem olduğu düşünüldüğünde koruma ve yeniden yapma meseleleri önemli olmaktan çıkıp,inşaatın olağan parçası haline dönüşmektedir.
            Bunların yan ısıra 1975 yılında yapılan ekleri kütlenin bir parçası olarak kabul edip,bugünkü ekleri de okunaklı bir biçimde eski kütleye eklemekle oluşturulan ve bir tür süperpozisyon olarak kabul edilebilecek olan amaca uygun yapının çağdaş sanatlar için bir olasılıklar mekanı olmasıyla birlikte gündüz ve gece etkileriyle kendine has özellileri olan nitelikli bir mimari nesne elde etmemizi sağlayabildiğini düşünüyoruz.



Toplanabilir koltuklarıyla konferans ve benzeri etkinlikler dışında bir sergi salonuna dönüşebilen oditoryumla birlikte büyük bir sergiyi içerecek kapasite de kazanılmış olur.  Sergilemenin niteliğine bağlı olarak atölyelerin de bu bütünlüğe katılabileceği varsayımıyla 5 kata yayılmış bir büyük sergi ya da başka bir etkinlik yapılabilir.





Bütün bu olabilirliklerin düşey sirkülasyonun konumu ve niteliği ile sağlanabildiği ortadadır. Bu yüzden merdiven ve asansör ana giriş, servis girişi ve katlar arasındaki ilişkiyi sağlayacak bir omurga olarak ele alınmış olduğundan sirkülasyon holünün ana mekanla sınırlandırılmış ilişkisi özellikle sergi katlarında gerektiğinde kapalı ve gerektiğinde açık bir mekan organizasyonunu kolaylıkla sağlar. Yangın merdiveni de bu ilişkiler içinde ele alınmış, kapalı ya da açık yapılmasının önemli bir değişikliğe yol açmaması üzere konumlandırılmıştır.
Oditoryum, sergi ve atölyelerin birbiri ile ilişkilendirilmelerini sağlayan geçirgenliklerinin yanı sıra kafeterya, ofis ve kütüphane hem bu geçirgenlik hem de birbirleriyle ilişkileri açısından bağımsız birimlerdir. Düşey sirkülasyonun konumu birleştirme ve ayrıştırma için aynı kullanışlılıktadır.Bu nedenle sergi hazırlığı gibi nedenlerle erişimi engellenen katlar ana sirkülasyona zarar vermeden kolaylıkla kapatılabilir.
            Bütün bunların içinde yer alacağı yapı kentle ilişkisini İstiklal Caddesi gibi İstanbul’un en yoğun yaya sirkülasyonunun olduğu bir kamusal alan üzerinden kurar. Bütün yapıların zemin katlarında dışarı fırlamış vitrinleriyle firmalar kendil- erini göstermeye çalışırken tam ters bir noktadan yaklaşarak boşaltılmış vitrinlerle caddeye çıkmak ve aynı zamanda caddeyi içeri almak çok daha farklı ve davetkar bir sonuç elde etmenin yolu olarak değerlendirilmiştir. Çünkü herkesin aynı şekilde, avaz avaz görünmeye çalıştığı bir dünyada sonunda hiç kimse görünmez.