EMRE SENAN TASARIM VAKFI
Dikili/İzmir ︎ 2006 ︎ İnşaat alanı: 250 m2 ︎ Arazi alanı: 1.000 m2 ︎ Ofis ︎ İbrahim Eyüp, Mert Eyiler, Nevzat Sayın, Onur Eroğuz





Mimarlık okullarının olmazsa olmazlarından biri stajlardır. Öğrenim süresi içinde yapılan bu okul dışı çalışma gerektiği gibi değerlendirildiğinde, öğrenci için önemli bir deneyimdir. Okulda duyduklarının, okuduklarının gerçekliğe değdiği noktalar üzerine düşünmek; araç gereç, malzeme, işçiler ve işçilikle ilgili bir sürü bilgi kopuk kopuk görünse bile bu süreçte bir mimarlık öğrencisi için zamanla bütünleyici bir bilgi haline gelir.
            İşte bu nedenle yıllardır her yaz, farklı okul ve sınıflardan öğrencilerle yaz okulu yapıyoruz. Yaz okulunu Yahşibey’de yapmaya başladığımızdan bu yana çalışmaların verimi ve öğrencilerin yararlanmaları açısından önemli bir yol kat ettiğimiz söylenebilir. On beş günlük süreyi çevre, gelenek, zanaatkârlık, yerellik, sürdürülebilirlik, basitlik, alışkanlıklar, iklim vb konular üzerinde düşünmek, tartışmak, öneri geliştirmek, ifade etmek için sıkıştırılmış, boşluksuz, yoğun bir zaman aralığı olarak değerlendiriyoruz.
            Genellikle şehir ve büyük programlı projeler üzerine yoğunlaşan mimarlık eğitimini köye ve küçük programlı yapılar üzerine taşımak da bu yoğunluğun mekânsal sürekliliğini sağlıyor. Biz bu stajları yaparken Yahşibey’e gelişimizin nedeni olan Emre Senan bir tasarım okulu kurmak istediğini söylediğinde, benim için ham bir hayal gibiydi; çünkü bu tür çalışmalar kalıba sokulmamış bir düzensiz gönüllülükle çok daha verimli olur diye düşünüyordum. 1999 yılında Han Tümertekin ve İhsan Bilgin’le başladığımız bu stajları Ege kırsalına taşımaya karar verdiğimizden beri, evlerden birinde kalıp, diğerinde çalışarak yapabiliyorduk. Tam bir öğrenci rahatlığı içinde: Formsuz ve Kuralsız.
            Emre bu konudaki konuşmalarımızın birinde tasarım okulu için bir yapı istediğini söylediğinde epeyce konuşmuştuk. Nasıl bir yapı olmalıydı. Kaç öğrenci gelmeli, kaç gün kalmalı, nerede çalışıp, nerede uyumalı diye konuştukça okulun programını, okulun programından yapı programını çıkarmış, neredeyse projesini de belirlemiştik. On öğrenci ve bir yöneticinin kalıp çalışabileceği birbirine açık iki parça ve bu parçaların aralarındaki avludan oluşan yapı bir arada olmanın ve birlikte bir şey yapmanın mekânı olacaktı.
            Yapı bu düşünceler üzerinden tasarlandı. O kadar iyi tanımlanmıştı ki neredeyse hiç değişiklik olmadan projelendirildi ve projelendirildiği gibi inşa edildi. Bu yapı da Yahşibey’deki diğer yapılar gibi tamamen yerel olanaklarla yapıldı. Ama bu tür bir yapım yönetiminin inceltilmiş haliyle. Öğrencilere anlatmak istediğimiz birçok şey yapının kendisinde var.
            Bugüne kadar süregelen çalışmalar Emre’nin başlangıçta hayal gibi görünen isteğinin ne kadar basit bir gerçekliğe dayandığını gösteriyor: Belirli bir amaçla, az çok belirlenmiş bir program çerçevesinde bir araya gelen gönüllüler daha önce bir araya gelip, bir arada olmayı sürdürebilmiş başka gönüllülerin oluşturduğu mekânlarda çalıştıkça, globalleştiği söylenen bu içine kapanık tuhaf dünyada bir iyilik pırıltısı daha beliriyor.
Emre Senan Tasarım Vakfı’nda gerçekleşen çalışmalar için ︎︎︎ http://yahsiworkshops.com/