GALERİ APEL
Beyoğlu/İstanbul ︎ 1996 ︎ İnşaat alanı: 160 m2 ︎ Arazi Alanı: 260 m2 ︎ Kültür ︎ Görkem Volkan, Nevzat Sayın, Tülay Atabey

Mimarlık genellikle bir şey “yapmak” üzerine kuruludur; burada ise tersten bir kararla, hiçbir şey “yapmasak” daha iyi olacağı noktasında durduk. Bu yüzden yapmak değil, yapılmış olana müdahale etmek olarak adlandırılabilir yaptığımız iş.  Alt katla üst katı içerden bir merdivenle bağladık, arkadaki balkonu küçük bir sera haline dönüştürerek galerinin uzantısı bir yer haline getirdik. Alt kattaki duvarları sıvadık, kapladık, düzelttik ve zemini yeniledik,sokaktan kopardık. Yukarıda ise yeniden o sokağın görüntüsüne. Bu tür durumlarda, belki biraz da korkunun getirdiği bir iyilikle elinizi sürmeye çekiniyorsunuz. Dolayısıyla mekânsal bir müdahalede bulunmadan kaplama malzemeleri tümüyle soyuldu. Üst kata çıktığımızda gördüklerimiz yapının kendisinde var olan şeylerdi.
                Bir galeri mekânı için alışkın olunmayan bir görüntü çıktı ortaya. Genellikle ilkeler, bakılan şeyle bakan kişinin arasına en az objenin girmesi üzerine kuruludur.Bunlar bizim de kabul ettiğimiz ilkeler. Ama bu mekânın söylediği bir şey vardı. Duyduk, anladık ve öylece bıraktık. Beyaz duvarları olan bir galeride sergilenen işlerden birini alıp evinize, ofisinize ya da kullanacağınız yere götürdüğünüzde; çoğu zaman aldığınız şeyle evinizde gördüğünüz şey arasında bir fark oluşur. Fark, işin başka bir bağlam içerisinde değerlendirilmesi yüzündendir. Oysa bu mekândan alınan işler, yeni mekanlarında da Apel'deki gibi duruyor. doluluk yapıyor bu etkiyi.


Bir galeri mekânı için alışkın olunmayan bir görüntü çıktı ortaya. Genellikle ilkeler, bakılan şeyle bakan kişinin arasına en az objenin girmesi üzerine kuruludur.Bunlar bizim de kabul ettiğimiz ilkeler. Ama bu mekânın söylediği bir şey vardı. Duyduk, anladık ve öylece bıraktık. Beyaz duvarları olan bir galeride sergilenen işlerden birini alıp evinize, ofisinize ya da kullanacağınız yere götürdüğünüzde; çoğu zaman aldığınız şeyle evinizde gördüğünüz şey arasında bir fark oluşur. Fark, işin başka bir bağlam içerisinde değerlendirilmesi yüzündendir. Oysa bu mekândan alınan işler, yeni mekanlarında da Apel'deki gibi duruyor. 'Doluluk' yapıyor bu etkiyi.



Burada, sergilenen şeyler, mekânla her zaman çok iyi bütünleşiyor gibi görünüyor. Yapılara müdahalenin ölçüsünün önemsenmesi gerektiğini,  yapının niteliği ne olursa olsun o kadar zamanı bulunduğu yerde geçirmiş olmasının bile kendi başına bir kıymeti olduğunu düşünüyoruz. Müdahale etmek kaçınılmaz olarak müdahale edeceğiniz 'Şey'i anlamanızı, bu anlama çabası da geçmişi öğrenmenizi gerektiriyor. Yeni bir programla çalışacağınız için gelecek öngörüleriniz de olmalı ve bütün bunları şimdiki zamanda yapıyorsunuz. Aynı anda, üç zamanlı bir katmanlı düşünme yöntemi bulmanız gerekiyor. Buna sergilenecek işleri de eklerseniz katmanların derinliği iyice artıyor. İyi bir mekân-sanat nesnesi bir aradalığında işler mekanı, mekan da işleri anlamamızı ve sevmemizi kolaylaştırıyor.