İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
Eyüp/İstanbul ︎ 2017 ︎ İnşaat alanı: 2568 m2 ︎ Arazi alanı: 540 m2 ︎ Eğitim ︎ Aydın Meltem, Dilara Sezgin, Gaye Keskin Erol, Hakan Deniz Özdemir, Nevzat Sayın



1947’de yapılmış, Seyfi Arkan tasarımı bir binaya dokunmak için ‘destur’ demek gerekir diye çekinerek başladık. Çekingen başlangıcımızdaki ilk tasarımlarımızda bu yapı olabildiğince az dokunarak iç mekân kurgusunu da alabildiğine korumaya çalıştığımız bir öğrenci merkeziydi ama öğrenci sayısı alabildiğine artınca ve herkes bu kampüste olmak isteyince öğrenci merkezi projesi rafa kaldırıldı ve Hukuk Fakültesi olmasına karar verildi üniversite yönetimi tarafından.

            Olması istenenlerle olabilecek olanlar arasında epeyce büyük uyumsuzluklar olan bir tasarımla başa çıkmak çok zor. Bu yapıda da mevcut durumla olması istenenler arasında çok büyük farklar vardı. Bu yüzden başlangıçta düşündüğümüzden daha çok müdahale etmek zorunda kaldık yapıya. Buna rağmen yapının en özgün mekânı olan enerji türbinlerinin bulunduğu hacmi olabildiğince koruyabilmek için fakültenin en geniş mekânı olan mahkeme salonuna dönüştürdük. Derinliğiyle genişliği arasındaki ilişki alışıldık olana tamamen ters olan ve enine uzun olan bu mekânda projeksiyon perdelerinin de yardımıyla sanırım ‘dünyanın en ilginç mahkeme salonlarından biri’ni oluşturduk! Dinleyicilerin tribünlerde oturarak baktığı yerde enerji türbinleri özgün halleriyle, olduğu gibi duruyor. Tribünlerle türbinlerin arasında da mahkeme heyeti ya da konuşmacı yer alıyor. Bu mekân eskiden olduğu gibi bugünkü haliyle de “spaktaküler” bir mekân. Tam da bugünkü adalet anlayışıyla bir mahkeme salonunun  olması gerektiği gibi!

            Diğer mekânlar da imkânlarla mümkünler arasındaki gitgellerle oluşturuldu. Bu yüzden en küçük mekânda bile en, boy, yükseklik arasındaki ilişki alışıldık oranlarada değil. Yadırgatıcı olması bu yüzden… Bu nitelikteki tasarımlarda alışılmadık olanı yapmaya cesaret edebilmemizin iki önemli verisi var: Korunması gereken bir yapıda korunacak olanı bulup, sonuna kadar ısrarla korumak ve bu büyük karara bağlı olarak gelişen sonuçlar için bilgi, sezgi ve görgümüzü kullanmak. Eski ve içinde çok sayıda kolonlar olan yapılardan birinde bir konser ve diğerinde de bir konferans izlerken bu alışılmadık durumu rahatsız olmak bir yana keyifli bulunca mekânı aklımda tutmuştum. AA’in Londra’daki yapısında akademisyenlerin odalarının küçüklüğünü görünce de vay canına demiştim, bu kadar basitmiş demek ki… İşte bu iki görgü kaydı bir Seyfi Arkan yapısına dokunurken desturumun içindeydi. Yapının dışına çıkardığımız merdivenler ve bacalar ise yapıya sonradan eklendikleri besbelli endüstriyel eklerdi.