THE SEED KONSER SALONU
Emirgan/İstanbul︎ 2009 ︎ İnşaat alanı: 2.000 m2 ︎ Arazi alanı: 1.500 m2 ︎ Kültür ︎ Ahmet Korfalı, Nevzat Sayın, Sinem Cerrah, Umut Durmuş











Asya–Avrupa ayrımının en kesin ifadesi olan İstanbul Boğazı, içinden geçen irili ufaklı tekneleri ve çevresindeki dokuyla olduğu gibi korunması gereken yerlerden biri. Hatta çevresini biraz ayıklamak, seyreltmek, temizlemek gerekiyor. Bu yüzden bu bölgede yapılacak olan yapıların olabildiğince sakin, geriye çekilmiş ve neredeyse görünmeyen yapılar olmasında yarar var. Hemen Boğaz’ın kıyısında sayılabilecek olan bir müze kampüsünün içinde yer alacak olan “oda orkestrası için konser salonu” yapısı üzerine çalışmaya başladığımızda görünmeyen bir yapı yapmamız gerektiğine inanıyorduk. İşaret edilmedikçe, söylenmedikçe, gidilmedikçe görünmemeliydi: Yer altında bir yapı yapmaya karar verdik... Mevcut kıymetli ağaçların kökleri, eski evin temelleri, şimdiki haliyle korunmasını istediğimiz teras ve duvarlar arasına sıkışmayı göze aldık. İçine girilmedikçe, hakkında en küçük bir fikrimizin bile olmayacağı bir mekândı tanımlamaya çalıştığımız yer; toprakları, kayaları boşaltırken, neredeyse tamamen çelik olan yapı da bir atölyede imal ediliyordu.
            Sarı kapıdan içeri girdiğinizde parlak, siyah çok yüzlü iç bükey elipsoid, içine giren bütün renkleri umulmadık sürprizlerle abartarak yansıtıyor. Akustik panellerden oluşan iç kabuk, eğimi değişip dümdüz olabilen zemin, gerekli ekipmanları asabileceğimiz tras ve orkestraya göre büyüyebilen sahneye sahip, 300 dinleyici için bir oda orkestrası salonu var karşımızda.
            Ağaçlar, eski ev, teras ve duvarlar eskiden oldukları gibi duruyor. Biz bütün bunların içinden geçip, müzik dinleyeceğimiz yere ulaşabilmek için adım adım dış dünyadan uzaklaştığımız bir yolculuğun sonunda; parlak, siyah bir boşluğun içinde bizi bekleyen, her biri farklı koltuklara ulaşıyoruz. Işıklar azalıp müzik başladığında müzik, müzisyenler ve  yansımaları dışında hiçbir şey kalmıyor.