YAHŞİBEY EVLERİ
Dikili/İzmir︎ 1998—2007 ︎İnşaat alanı: 1100 m2 ︎Arazi alanı: 2800 m2 ︎Konut ︎İbrahim Eyüp, Mert Eyiler, Nevzat Sayın


1 Emre Senan Evi 2 Ekin Senan Evi 3 Nevzat Sayın Evi 4 Alev-Bihrat Mavitan Evi 5 Kerime Arsan Evi 6 Kemal Aydınlı Evi 7 Emre Senan Tasarım Vakfı



Emre Senan'ın  "Yahşibey'de bir yer aldım, şuraya bir bakar mısın?" demesiyle başladı her şey. Yahşibey Dikil'ye bağlı 116 haneli ve 260 nüfuslu küçük bir köy ve 1940'ta kurulmuş. Olağanüstü hiçbir şey yok, her şey sıradan. Kendi içine dönük, sessiz sakin, kendi ölçeğinde yaşayan bir yer. Köyün evleri sokaktaki için neredeyse taş bir duvardan ibaret. Duvarlar içerisi hakkında az bilgi aktarıyor. Zorlanmadan ve zorlamadan oluşmuş bir kapalılık var. Topoğrafya da bu konumu kolaylaştırıyor. Hâkim rüzgar arazinin yükseldiği yönden esiyor. Mevcut evlerde bu yöne hiç pencere açılmıyor. Manzara tam tersi yönde. Bütün bu veriler yapıların araziye gömülmesini ve görünmez olmalarını sağlamak açısından önemli.
            Üstelik arazide yapılacak kazıdan çıkan taş inşaat malzememiz olabilir. Kazıdan çıkanlarla ya da araziden toplananlarla duvarları bitirebiliriz. Böylelikle dışarıya bir şey atmaz, dışarıdan da bir şey almayız. Kapalı devre bir yapım yöntemi. İşçilikler de Dikili dışına çıkılmadan çözülebilir, hiçbir şey taşıyıp getirmeden verili koşulları iyileştirerek dönüştürebilir, alışkanlıkların, bilinenlerin içinden "yeni" bir "şey" oluşturulabilir. Emre’yle bu konuları tartışıyorduk. Kendi halinde yaşamakta olan bir yere yapacağımız müdahalenin ölçeği ve üslubu çok önemliydi. Peki bütün bunları kim yapacaktı?. Öneri yine Emre’den geldi. Yilmaz Usta'yla tanıştık. O gün bu gündür onunla çalışıyoruz. Başlangıçta kullandığımız proje çizim standartlarımızı Yılmaz Usta'ya göre değiştirdik. Şimdi artık bildiğimiz gibi çiziyoruz ama başlarken onun için çizmiştik ve birçok çizimi onun önünde ve anlatarak çizmiştik.
            Köyden kimi insanların  "nesi aynı, nesi farklı bilmem ama hem bizim evler gibi hem de biraz değişik" diyerek yaptıklarımızı tanımlamaları  başlangıçtaki düşüncemizi doğruluyor. Onlar gibi olmadık ama ayrıksı da olmadık. Bu ele alış, buradaki özel durum için geçerli. Başka bir durumda hiçbir gerçekliği olmayabilir. Gerçekliği olan tek şey çevrenin belirleyiciliği. Bizim kararımız gibi görünen birçok şeyin ilk dürtüleri "yerin fısıltısı"ndan geliyor. Dışarıdan bakıldığında birbirine çok benzeyen yapıların içleri kulanıcıya göre değişiyor. Ortak paydaları, içlerinin de "dış" gibi olması. Evleri gören bir arkadaşımız "sokak gibi" demişti. "Hiç ev duyusu vermiyor" tanımı yapan için keskin bir eleştiriydi, oysa bizim duymak istediğimiz buydu. Evlerin ortak yanlarından biri de "yuva" olmadan ev olmaları. İnsanlar ve yaşama biçimleri değiştikçe evler de değişiyor. Değişime rağmen eski halleriyle büyük benzerlikler gösterdiklerini de görüyoruz. Tanıdık ve yabancı olmanın arakesitinde sessizce duruyorlar.

''İkinci'' Evden ''Birinci'' Eve: Yahşibey Evleri ve Diğer Altı Ev | Nevzat Sayın from NSMH on Vimeo